Mısır Resimleri Egypt Photograph

Mısır hakkında resimler.birbirnden farklı mısır fotoğrafları.
Egypt Photograph album.














MISIR : Tutankhamun'u Arayış

Youtubeyi İzlemekte Sorun Yaşıyorsanız Aşağıdaki Programı İnidirin

                  Youtube Açma Programı İndir


BBC yapımı belgeselin'The Search for Tutankhamun`adlı ilk bölümü... 1870-1899 yılları arasında Fransız ve İtalyan arkeloglor Victor Loret ve G. Battista Belzoni`nin kazıları sonucu yeryüzüne çıkarılmaya başlanan ilk Tutankhamun bulguları sonrasında, İngiliz arkeolog Howard Carter yıllara yayılan uzun arayışları sonucunda 1922`de, Tutankhamun `un mezarını keşfetmişti. Eski dönemlerde yağma edilmiş olmasına karşın mezarın içindekiler şaşılacak derecede eksiksizdi. Bunlar keşfedilmiş en zengin kraliyet toplu buluntuları olma özelliğini koruyor ve firavunun efsanesinin bir parçasına dönüşmüş durumdalar. Altından yapılmış olan ve sonsuz parıltılarıyla yeniden doğuşu garanti altına almaları beklenen göz alıcı eserler mezar keşfedildiğinde sansasyona yol açmıştı. Tutankhamun `la birlikte gömülenler arasında masa oyunları, bronz bir ustura ve kas
alarca yiyecek ve şarap gibi öte dünyada yanında isteyebileceği günlük eşyalar da vardı. Carter , firavunun mezar hazinelerinin büyük bir özenle -ve aylar boyunca- kaydının tutulmasının ardından,iç içe yerleştirilmiş üç sandukasını incelemeye başladı. Belgesel filmin metninden: `Anlatıcı- İsa `nın doğumundan bin küsur yıl önce genç bir firavun öldü. Cenazesi aceleyle kaldırıldı ve ismi inşa ettirdiği tüm anıtların üzerinden kısa bir süre içinde silindi. Çok geçmeden hükümdarlığına ait tüm anılar ortadan kalkacaktı. Adı, 3000 yıl boyunca bir daha tarih kayıtlarında geçmeyecekti. Bu firavun, Tutankamon`du . Çocuk kral Tutankamon`un öyküsüyle Howard Carter adında bir İngilizin hayatı arasında sonunda ayrılmaz bir bağ kurulacaktı. Carter , Mısır `a ilk geldiğinde eski eserlerin ve anıtların çizimlerini yapmak üzere tutulmuş bir ressamdı. Ama bilgili bir arkeolog olup çıkması uzun sürmedi..." agypten, egypt ,eski laneti, mısır, tutankhamun,'un mezarı.










KEOPS PİRAMİDİ

Keops piramidi dünyanın 7 harikasından biridir ve günümüze dek ulaşan tek eserdir.

Keops Piramidi'nin nasıl inşa edildiğine dair hala bir cevap bulunamamıştır. Herodot'a göre 30 yılda tamamlanmıştır ve yapımında 100.000 esir çalışmıştır. Diğer bir teoriye göre köylüler tarafından inşa edilmiştir. İşçilerin ücreti yemek vererek yani gıda yardımıyla ödenmiştir. Temmuz ve Kasım ayları arasında Nil Nehri taştığından dolayı bu arazide çalışamıyorlardı. Taşan sular, Aswan ve Tura'dan satın alınan taşların yer değiştirmesine yardım etmiştir. Su, taşları piramide doğru getirmiştir.

 

*Bu piramidin inşası, bir düşünceye göre M.Ö. 2589-2566 yılları arasında tamamlanmıştır.

*Piramitte 2.300.000 adet taş blok kullanılmıştır ve bir taşın ortalama ağırlığı 2,5 tondur. Toplam ağırlık yaklaşık olarak 6.000.000 tondur ve yükseklik 482 feet (140 m) dir. Gize' deki en geniş ve en eski piramittir.

*Keops hakkında bilgilerimiz oldukça azdır. Arkeologlar incelemeye gelmeden önce mezarlar soyulmuş. Piramit hakkındaki bilgiler, içindeki nesneler vasıtasıyla öğrenilmiştir.

Piramidi tümüyle kapsayan bilye ya da mermer zamanla piramiti kemirerek kendi kendini bitirmeye başlamış. Sonra bu mermer kaldırılarak piramit tüm ebatlarından 33 feet (11m) kaybetmiştir. Piramidin üst platformu 10 m², tabanı 754 feettir.

*Orijinal girişi, bugün kullanılan girişten 15 m daha yüksekti. Girişe Al Mamun yeni bir geçit açtı fakat orijinal geçit bulunamadı. Yeni geçit yolu, boydan boya düzdür ve orijinal geçit ile birleşir. Geçit zamanla küçülmeye başlar ve küçülen bu geçit bir gizli odaya çıkar. Alçalan bu geçit aşağıya doğru 26ºlik bir açıyla inmektedir. Geçit yolu sadece 1.1 m genişliğinde ve 1.2 m yüksekliğindedir. Bu geçitten girilen gizli oda halka kapalıdır. Odanın ebatları 14 x 8,3 x 3.5 metredir. Geçit yatay olarak batıya doğru 100 feet gider.


*Alçalan geçidin ilerisinde yeni bir girişle karşılaşılır. Bu giriş çelik bir kapıyla kapalıdır. Burada yükselen bir geçit vardır ve o da alçalan geçit gibi 26ºlik açıyla yükselir. Yükselen geçidin bazı özellikleri alçalan geçitle aynıdır. Bu geçit de 1.1 m genişliğinde ve 1.2 m yüksekliğindedir. Bazı insanlar için bu geçit çok zor bir yolculuktur. Geçit 39 m (129 feet) uzunluğundadır.

*Geçitlerden yatay olarak devam ederseniz bu geçit sizi Kraliçe odasına götürür. Kraliçe odasına hiçbir zaman dokunulmamıştır. Zemini asla parlatılmamış, hala pürüzlüdür. Kral odası zamanla terk edilmiştir. Terk için yapılan açıklama şudur; "geçit yolları çok dar fakat Keops için yapılan lahit ise çok geniştir." Odanın diğer gizemleri ise havalandırma şaftlarıdır.

Bu şaftlar diğer iki şaftın üzerine mühürlenmiştir. Odanın terk edilmesine karar verildikten sonra şaftların yapımına devam edilmemiş. Havalandırma şaftlarının dini önemi büyüktür.

* İkinci ve en çok göz alıcı yer büyük galeriye doğru yükselen koridordur. Galeri 157 feet (48 m) uzunluğunda, 28 feet (8.5 m) yüksekliğinde ve 26 C dir. Galerinin çatısı da desteklenmiştir. Bir parça kağıt veya iğne çatıda kullanılan taşlar arasına sokulabildiği söylenmiştir. Galeri sadece dipte 62 inch (1.6m) genişliğinde ve eğri yüzeyin üzerinde sadece 41 inch (1m) dir.

Büyük galeri, Kralın odasına yol gösterir. Odanın duvarları pembe Aswan granitinden yapılmıştır. Bu odanın içinde kırmızı Aswar granitinden yapılma çok büyük lahitler vardır fakat kapakları yoktur. Kral odasının ebatları 5,2m*10,8m*5,8m dir. Bu odada da Kraliçenin odası gibi havalandırma şaftları vardır. O zamanlar geceleyin gökyüzünün en önemli özelliği Samanyoluydu. Kral odasının güney şaftı Orion Kuşağına, Kraliçe odasının güney şaftı Syrius'a işaret ederken, kral odasının kuzey şaftı kutup yıldızlarına işaret eder. Bu yıldızlar hiçbir zaman gökyüzünde görünmezler. Bu şaftların, önemli yıldızları ölü firavunun ruhunun buldurduğuna dair batıl bir inanç vardı.

Üst odada kireçtaşı bloklardan yapılmış bir çatı vardır. Bu, odanın sıkıntısını çok önemli derecede hafifletir. Bu odalarda sadece yazıtlar bulunmuştur.

Piramidin Çevresi:

Kuzey ve doğu tarafında orijinal kutunun kalıntıları piramitin dışında gözükmektedir. Piramitin tabanından 10 m fazladır. Keops'un Ölüm Tapınağı'nda küçük kalıntılar vardır. Yaylada Nazlat Al-Samma köyünde vadi tapınağından yol gösteren şosenin arasıra meydana getirdiği izlerini zamanla görürsünüz. Bu şose son 150 yıl önce çöktü. Keops Piramidi'nin batısında 3 küçük piramit daha ayakta durmaktadır. Bu piramitler, kız kardeşi ya da hanımı ve diğer 2 kraliçeye aittir.

Büyük piramitin batısında Kral Mezarları vardır. 15 mastabayı içerir. 100 yılın üzerinde kapalı durduktan sonra yakın geçmişte halkın ziyaretine açılmıştır. Burada 4,600 yıllık eski bir kadın mumyası keşfedilmiştir.

Büyük piramidin güney tarafında, Kayık Çukurları ve Müze vardır. 5 kayık çukuru 1982 yılında keşfedildi. Şu an sadece 1 kayık sitededir ve müzede gösterilmektedir. Kayık taşların içine tamamen kapanmıştır. Kayık ip ve çivilerle şaşırtıcı şekilde tutturulmuştur. Kayıktaki amaç yine batıl bir inanca yöneliktir; yaşamdan sonraki yolculuk için planlanmıştır veya Güneş Tanrısıyla birlikte olan seyahat için de olduğu düşünülmektedir. Görüldüğü gibi Keops Piramiti'nin her yanı Eski Mısır'ın batıl ve hurafelerle dolu inançlarının izleriyle doludur.

PİRAMİTLERİN SIRLARI

Binlerce yıl önce yapılan piramitlerde bugün bile hala binlerce sır yatmaktadır. İşte piramitlerin şaşırtan özellikleri:

- Büyük Piramitin açıları, Nil'in delta yöresini iki eşit parçaya böler.

- Gize'deki üç piramit aralarında bir Pitagor üçgeni olacak şekilde düzenlenmişlerdir. Bu üçgenin kenarlarının birbirlerine göre oranı 3:4:5'dir.
- Büyük Piramitin taban çevresinin, yüksekliğinin 2 katına bölünmesinin pi=3.14 sayısını verir.

- Büyük Piramitin dört yüzeyinin toplam yüzölçümü, piramit yüksekliğinin karesine eşittir.

- Büyük Piramit, dünyanın kara kitlesinin merkezinde yer alır.

- Büyük Piramit,dört ana yöne göre düzenlenerek inşa edilmiştir.

- Piramit dev bir güneş saatidir. Ekim ortasıyla Mart başı arasında düşürdüğü gölgeler mevsimleri ve yılın uzunluğunu gösterirler. Piramidi çeviren taş levhaların uzunluğu bir günün gölge uzunluğuna eşittir. Bu gölgelerin taş levhalar üstünde gözlenmesiyle günün 0,2419 bölümünde yılın uzunluğu yanlışsız olarak saptanabiliyordu.

- Büyük Piramit'le dünyanın merkezi arasındaki uzaklık, Kuzey kutbuyla arasındaki uzaklığa eşittir ve kuzey kutbuyla dünyanın merkezi arasındaki uzaklığa eşittir.

- Piramitin yüksekliğiyle,çevresi arasındaki oran,bir dairenin yarı çapıyla çevresi arasındaki oranın dengidir.Dört kenarlar dünyanın en büyük ve çarpıcı üçgenleridir.


- Gizde'den geçen boylam,dünyanın denizleriyle anakaralarını iki eşit parçaya böler.Bu boylam ayrıca,kara üstünden geçen en uzun kuzey-güney yönlü boylam olup,bütün yer kürenin uzunluğuna ölçümünde doğal sıfır noktasını oluşturur.

- Bugün teknolojik olarak çok ilerlemiş Japonya bile Keops piramidinin aynısını yapamamaktadır. Ziyaretçilerin Keops piramidine girişine izin verilmediği, bunun nedenin de piramidin koridorlarının çok dar ve dik olması olduğu söylenmektedir.

- Keops piramidinin yüksekliğinin 1 milyarla çarpımı yaklaşık olarak güneşle dünyamız arasındaki mesafeyi verir.(149.504.000km)

- Piramidin çalışkan işçilerinin olağanüstü bir çabayla günde 10 parça üst üste koyduklarını kabul edersek, piramitteki 2.5 milyon taçın 250.000 gün, yanı 664 yılda ancak oluşmuş oluyor. Oysa piramit 20-30 yılda tamamlanmıştır.

- Her biri 20 ton olan taşlardan inşa edilmiştir.Bu taşların temin edilebileceği en yakın mesafe yüzlerce km uzaklıktadır. Bu taşların nasıl getirildikleri tam olarak bilinmemektedir.

- Piramit kimin adına yapıldıysa, onun bulunduğu odaya yılda iki kez güneş girer.(doğduğu ve tahta çıktığı günler.)

- Mısır'daki büyük piramit,30 yılda inşa edildi.Bu piramitin taşları ile Fransa'nın etrafında 3m. lik bir duvar yapılabilirdi.

- Mumyalarda rodyoaktif madde bulunduğundan; mumyaları ilk bulan 12 kişi kanserden ölmüştür.

- Piramitlerin içerisinde ultra sound, radar, sonar gibi cihazlar çalışmamaktadır.

- Kirletilmiş suyu, birkaç gün piramidin içine bırakırsanız; suyu arıtılmış olarak bulursunuz.

- Piramidin içerisinde süt birkaç gün süreyle taze kalır ve sonunda bozulmadan yoğurt haline gelir.

- Bitkiler piramidin içinde daha hızlı gelişirler.

- Piramidin içine bırakılmış su beş hafta süreyle bekletildikten sonra yüz losyonu olarak kullanılabilir.

- Çöp bidonu içindeki yemek artıkları hiç koku yapmadan piramit içinde mumyalaşır.

- Kesik ,yanık ve sıyrık gibi yaralar büyükçe bir piramit içinde daha çabuk iyileşme eğilimi gösterir.

- Piramitlerin bazı odalarını içinde ne olduğu hala bilinmemektedir. Araştırmacıların çoğu ya içinde kayboldu ya da aynı yerde birkaç tur attılar fakat içlerini göremediler.

- Piramitlerin içleri yazın soğuk, kışın çok soğuk olur.

- Uzayda,aynı Mısır'daki piramitler ve Sfenks'in dizilişine uygun şekiller vardır.Ayrıca piramitlerin,bir yıldız kümesine göre dizili oldukları iddia edilmektedir.

- Piramitlerin bazılarında,kilometrelerce devam eden tüneller vardı. Bu tüneller,kimi zaman bir tuzağa, kimi zaman da firavunun gerçek mezarında çıkardı.

- Çöp bidonu içindeki yemek artıkları hiç koku neşretmeden Piramit içinde mumyalaşır.

- Kesik, yanık, sıyrık gibi yaralar büyükçe bir piramitin içinde daha çabuk iyileşme eğilimi gösterir.

- Firavun mezarlarının dağlarda açılan oyuklara yapıldığı dönemde,mezar için çalışan tüm işçiler, tanrılara kurban verilirlerdi. Bu, hırsızlara karşı alınmış bir önlemdi.

Eski Misir'da Din Bilimi

Eski Misir'da Din Bilimi

 Eski çaglarda olusan bütün dinlerin çogunda su dört madde, prensip olarak bulunmustur:

 

1-Tanri Kavrami

2-Mitoloji ve Efsaneler

3-Dini Inanislar “dogmes”

4-Dini Ayinler

Bu temel prensiplere göre, eski çagda Misir’in dini hayatini incelemek için iki çesit belgeye sahibiz.

1-Hiyerogliflerle olan her türlü dini metinler, mabet ve mezar duvarlarindaki dini inanislar ve ayinlerin tasviri. Klasik bazi tarihçilerin; Herodot, Sicilyali Diodor ve Strabon gibi, Misir’in eski dini hakkindaki gözlem ve rahiplerden duyduklarini yazmalaridir.



2-Mabetlerde, mezarlarda her çesit ilahlarin heykelleri, heykelcikleri veya çizilmis, boyanmis resimleri. Eski Misir medeniyetine ait mabet harabelerinde, mezarlarda bu çesit ilah heykel ve resimlerine rastlanmaktadir. Bunlar bazalt ve granitten olan heykellerden baska, bronz ve altindan heykelcikler, çesitli hayvan baslariyla temsil edilen ilah ve ilaheleri göstermektedir.

Misir’in din hayatinin eksik yönü, iman ve inanma kismidir. Bir de çogu dinlerde esas olan mukaddes kitabin, burada bulunmayisidir.

Misir’in tarih önceki devirlerindeki din düsünceleri, totem esasina dayanir. Birer siyasi ve idari bölme olan eski Misir’in “Nom”lari, totem olan hayvan isimlerini tasirdi. Mesela çakal, köpek, yilan, sahin normlari gibi.

Klan halinde yasayan insan gruplari bir yere yerlesip siteler, (Nom) olusturduktan sonra sembolleri olan totemler, o yerin ilahi ve mabudu olmustur. Eski din inanislari bunlara dayanmaktadir.

Eski devirlerdeki bir halkin dini, oturdugu memlekete ve sürdügü hayat tarzina göre degisir. Iste buna göre Misir dini de ilhamini muhitinden almistir.

Misirlilar bir çok ilahlara sahiptiler. Eski Misirlilarda bu Tanrilar önemli bir yer isgal etmislerdir. Eski Misir dini, bir çok ve çesitli ilahlari mukaddes saymistir. Onlarin heykellerini, resimlerini yaparak sekillendirmislerdir. Misirlilar genellikle çok ilahli Tanri kavramina inanirlar. Ancak 4. Amenofis devrinde tek ilahli bir düsünce reformu, devamsiz bir hareket olarak kaydedilmistir.

Misir ilahlari konularini gökten, topraktan, sudan, bitkilerden, hayvanlardan ve insanlardan alirlar. Misirlilara göre her seyin basi gök tanrisindadir ve bütün eski tarih boyunca, Gök ve Nil ilahlari daima en önemli Tanrilar olarak kalmislardir.

Gök Ilahinin ismi ve sekli degismekle berber, gökyüzündeki yildizlar, günes ve ay en eski ve devamli ilahlar arasindadir. Sonra yeryüzü ilahlari gelir ki, toprak, su ve agaçlar bunlarin sembolüdür.

Hayvanlar alemi ise Misir ilahlari arasinda en kalabalik yeri isgal ederler. Bu mukaddes sayilan hayvanlar, bazen bizzat kendileri veya bir özel isaret ile, bazen de sadece baslari ile insan vücudu üzerinde temsil edilmislerdir. Mesela Osiris ölüler ilahidir.

Misirlilarin ilah kavrami hakkindaki bilgileri sadece metinlerden ögrenebiliyoruz. Mesela, piramit metinlerinde, bir firavun öldügü zaman nasil ve ne suretle ilah mertebesine yükseliyor? Bu metin de az da olsa bilgi verilmektedir.
 

Rahipler – Ayinler – Mabetler:

Misir dininin tatbikatini rahipler yapar ve onlar bu teolojiyi düzenlerlerdi. Rahipler krallar tarafindan çok zengin bir hale getirilmislerdir. Rahipler, halk tarafindan ilahlara kesilen kurbanlar ve verilen hediyelerle bol bol geçiniyorlar ve mabetlerde genis yerlerde oturabiliyorlardi. Ayni zamanda da devlete vergi vermekten muaftilar. Angarya islerde çalistirilmadiklari gibi, askeri görevde görmüyorlardi. Böylece halk içinde bir otoriteye sahiptiler.

Mabetler, Misir sehrinde en önemli yeri isgal ettigi gibi, abide bakimindan da en büyük binalardir. Mabet tanrilarin evi, heykel ve sembollerin saklandigi mukaddes ter, ayni zamanda da totem sayilan hayvanlarin serbestçe girebildikleri bir bina idi.

Ayinler, büyük dini törenlerden baska, her gün mabetlerde gerçek formüllü dualarla ilah heykellerin önünde yapilir ve bunlari ya bizzat kral veya rahipler idare ederlerdi. Mabedin içine güzel kokular yakilir ve rahibeler tarafindan müzik çalinarak dans edilirdi. Ayinler her gün ve her mabette ayni sekilde icra edilirdi.

Buna göre ilahlarin da krallar gibi, iki esasi vardir:

1- Vücut “Zet”ki yeryüzünde ilahi temsil eder.

2- Ruh “Ka” ise ilahi ve semavi olan elmandir.

Ilk temsil edilen ilahlar MÖ 4000 ortalarinda baslamistir. Misir’in dini fikirleri belirten ilk belgelerden biri MÖ 2625 yilinda Saqqara piramitlerindeki, Kral Unas’in mezarinda olan yazidir. Heliyopolis’te yer tutan ve Günes temeline dayanarak “Ra” adini tasiyan mabut bulunur.

Misir’da bir de ayni kavrami ifade eden ilahlar, baska baska isimlerde de anilmislardir. Mesela Hor, Ra, Aton isimleri hep Günes’i temsil eden ilahlardir. Bunun sebebi siyasi merkezlerin degismesidir.

Misir ilahlarini iki büyük grupta toplayabiliriz: Yerel Totemler “gök” ve Yer Ilahlari.

Yerel totemler, göçebe kabilelerin yerlestikleri sitelerde, mukaddes saydiklari hayvan ve putlari insan vücudu ile de birlestirerek temsil ettikleri ilahlardir. Bu suretle kabile ilahlari, yerel tanrilar olmuslar ve “sitenin hakimi” sayilmislardir.

Ilahlar ilk zamanlarda erkek olsun kadin olsun yalniz yasar ve hakimiyetini korumada çok kiskanç davranirdi. Fakat Misirli buna bir aile olusturmakta gecikmemis, evli düsünülen ilah çocugu ile beraber bir üçlü sisteme geçmistir.

Bunda bas hakim olan baba degildir. Bazen de kadin ilahe tamamiyla hakim durumdadir. Mesela Dendara’daki Hathor gibi.

Ilah ailesiyle beraber kendi sarayi sayilan mabette oturur, bazen de yanina baska ilahlarin girmesine izin verebilirdi. Yeryüzünde yasayan ve Tanrinin sembolü temsil edilen Firavun da her vakit ilahin karsisina çikabilirdi.

Fakat kral her mabette ayni zamanda bulunamayacagi gibi, kendisine vekil olarak rahipleri birakir ve onlar ilaha, mabede ve onun arazisine bakarlardi.

Bazi yerel ilahlarin hakimiyet sahalari, zamanla da genislemistir. Bunun en tipik örnegi Deltada Busiris eyaletinde bir agaçla temsil edilen bitki ve ölüler ilahi Osiris’in ta Güney Misir’a kadar gidisidir. Buradan önce Memfis’e giderek, yerel ölü ilahi olan Anubis’in yerine geçmis, sonra da Yukari Misir’da Abidos’ta köpek sekline girerek ölüleri korumustur. Sonraki devirlerde ise bütün Misir’da Osiris ölüler ilahi olarak yer almistir.

Bu yerel ilahlarin esas ilk merkezleri kesin olarak pek tespit edilmemekle birlikte, bir çoklari daima malum olmustur. Mesela Asagi Misir’da Horus, Busiris’te Osiris, Memfis’te Ptah, Dendara’da Hathor gibi.

Eski fikirden kalmis olarak tarihi devirlerde de tapilan canli hayvanlar olmustur. Bunlarin en baslicasi ve söhret sahibi olan , Memfis’te takdis edilen Apis Öküzü’dür. Beyaz lekeleri olan siyah renkli bu öküzün, basinda üçgen seklinde beyaz bir alametin olmasi lazimdi. Memfis’te beslenerek korunmustur. Bu hayvan Ptah’in bir canli numunesi sayilir ve onun bu hayvanda yasadigini rahipler anlayabilir sanilirdi. Alnindaki siyah üçgenden baska sirtinda akbabaya benzeyen bir sekil, sag yaninda bir hilal, dili üzerinde ise hamam böcegine benzeyen bir isareti bulunmasi gerekti. Ayni zamanda da kuyruk tüylerinin çift olmasi gerekiyordu. Bu sartlara uyan Apis Öküzü Ptah mabedinin karsisina yapilmis bir mabette, itina ile rahipler tarafindan bakilir ve beslenirdi. Gündüzleri belirli zamanlarda avluya çikarilan mukaddes öküzün her hareketinde rahipler bir anlam çikarirdi. Bu hayvan ölünce Misirlilar tarafindan büyük bir matem oldu. Ama yenisinin meydana çikisi büyük sevinç olurdu. Ölen öküzler mumyalanarak büyük cenaze törenleri yapilir ve Saqqara’da bulunan yer alti galerilerindeki lahitlere konulurdu. Isis-Apis olan bu hayvan için, Serapeum denilen mabette ayinler yapilirdi. Ölünce yerine yeni bulunan Apis geçer ve totem hayvan yasamis olurdu.

Ilahlara bir takim kuvvetler de atfedilmistir:

1- Osiris : Ölüler Tanrisi.

2- Ptah: Artistlerin ve Madencilerin Tanrisi.

3- Hathor : Ask ve Nese Tanriçasi.

4- Maat: Adalet ve Hukuk Tanrisi.

5- Sobek: Sular Tanrisi

6- Seshet: Yazi Tanriçasi.

7- Sekhmet: Savas Tanriçasi.

8- Min: Çöllerdeki Seyyahlarin koruyucusu ve Hasat Tanrisi.

9- Tot: Ay ve Ilim Tanrisi.

10- Geb: Toprak Tanrisi.

11- Set: Kuraklik ve Kötülük Tanrisi

12- Isis: Analik ve Bereket Tanriçasi.



Gök ilahini çok büyük bir inek seklinde düsünen Misirlilar, ona “Hathor” adini vermislerdir. Arz Onun ayaklari altinda durdugu farz edilir ve karninda ise yildizlar parlardi. Diger taraftan bu Gök Ilahi’na bazi eyaletlerde “Sibu” adi verilmistir.

Ay ilahina “Tot” adi verilmistir. Fakat bunlarin içinde en büyük olarak Günes Ilahi “Amon-Ra, Horus” basta sayilir. Misirlilarin “Yaradilis Destani” bu günes fikrinden dogar. Onlar günesin dünyada ilk dogdugu günü “Yaratan” kabul ediyorlardi. Bu ilah, bitkileri, hayvanlari ve insanlari yaratmistir. Ilk yaratilan insanlar “Ra”nin dogrudan dogruya çocuklaridir.

Bundan baska toprak ilahi da yer almaktadir. Toprak Ilahi “Geb”dir. Bazen de bu tanri “Isis” kabul edilirdi
 

<- Önceki Sayfa : ANASAYFA : Sonraki Sayfa ->